1.trimester kabusu ve yarım kalan yazı



"Bir yazıyı yazmak bu kadar zor olmamıştı, yazıyorum yazıyorum siliyorum. Hiç bir şeye hazırlıklı olamıyorsun bu hayatta, yani olduğunu sanıyorsun bence, ama hiçbir şey beklediğin gibi olmuyor. Plan dediğin "saçmalık" olarak isim değiştiriyor.

Mesela ben, çok idealisttim 3 ay önce, hedeflediklerimi gerçekleştirecek tüm güç vardı bünyede. Herşey tıkır tıkır istediğim gibi gidiyordu.
tam bunları planlarken, yine çok istediğimiz bir şey oldu; hamile olduğumu öğrendim :)   Öğrendim ama o zamandan sonra hiç bir şey 3 kasımdaki gibi olamıyor. Beni bilenler bilir, çok fazla dramatize etmeyi sevmem olayları ama. Bu paranoid durum, -yani içinde bebek olduğunu söylüyorlar, ama sen bişi hissetmiyorsun ama var olduğunu bilerek davranmak gerekiyor- kadın psikolojisini daha da berbat ediyor, en azından benim bünyemi altüst etti. Tüm hormonların bir karnaval eşliğinde peak yapması nedeniyle, yıllardır belalar okuduğum pms'ten daha beter günler geçiriyorum. herkeste böyle mi oluyor bilmiyorum. ama Midem kötü, uykum çok var, hiç bir şey için enerjim yok. kafamı toparlayamıyorum. bir taraftan da uzun zamandır ilk kez, evde oturuyorum. Alışkın olmadığım bir sürü şey üst üste gelmiş durumda. gayet dinamik bir hayatım varken, şimdi evdeyim aynı zamanda da hamileliğimin 2.5 ayındayım. "e kalk yap bişiler" demek kolay, ben de istiyorum inan, kimsenin söylemesine gerek kalmadan yaparım zaten ama olmuyor :) Dün başka bir hamile arkadaşımla ki aramızda 10 gün filan var, sosyalleşmek için buluştuk :))
Bu hamilelik ilk aylarda böyle geçiyor heralde :) ama her doktora gittiğimizde bebeğin biraz daha büyüdüğünü görmek harika bir his :D en çok güldüğüm zamanlar doktordan çıkışlarım bu ara..."

Demişim geçen sene bu zamanlar... şimdi gülümsüyorum, hormonlar insanı gerçekten manyak edebiliyor. 1 sene önce "içimde büyüyor" dediğim bebek, şimdi içerde odada mışıl mışıl uyuyor :) 1. trimester farklıydı, 2. farklı, 3. trimester başka türlüydü.... Hamileliğimi özleyeceğimi düşünmüyordum, "normal bir süreç işte neyini özlicem ki!" derken, 40 haftalık yolculuk ki bizimki 38 hafta sürdü, hiç bir şey için kocaman laflar etmemeyi, öğretti yine bana... İnsan hamileliğini özlüyormuş, bebeğin hareketlerini, büyüyen göbeği, fotoğraflardaki görüntülerini, duygusal gitgelleri gülümseyerek özlüyormuş. Can doğduktan sonra bir süre, hamileliğimde çekilen fotoğraflarıma bakıp, şok içinde "bu ben miyim ? " dedim, sanki onca zaman koskoca 38 haftayı ben yaşamamış gibi hissettim bir süre... yabancı bir kadına bakar gibi baktım fotoğraflara lohusalık dediğin böyle bişi herhalde :) sonra geçti tabi, şimdi "yaa ne güzeldi!" diyerek bakıyorum. Özlem; var olduğun andan memnun olmadığın zamanlarda hissettiğin bir şey değil şu durumda; ya da olmak istediğin tercih ettiğin de değil.. çünkü iyi ki Can doğdu, iyi ki yanımda, iyi ki her günümüz beraber geçiyor. Yani oğlum doğduktan sonra da hayat bambaşka oldu, bambaşka deneyimler yaşadım, yaşıyorum her gün. Bir insan büyüyor evde düşünsene!
Hamileliği özlemek, anneyle bebek arasındaki enteresan bir bağ heralde, hatta bencilce bir duygu...

Şu an hissettiklerim bunlar değil, yazmak istediklerimde sadece 1 yıl önce 2,5 aylık hamile bir kadının yarım kalan yazısını tamamlamak istedim.

Can geldikten sonra yaşadıklarım ayrı bir sayfayı hak ediyor. :)









Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Canım Athena! Atina Sana Emanet!

Düsseldorf!

Uzaktan sevilen insanlar ve şehirler var - Lizbon & Porto