Kayıtlar

Düsseldorf!

Resim
Almanya demek, şimdiye kadar hep iş demek, fuar demek, soğuk demek benim için. Bu yaz önyargımın Yaz Berlin'iyle kırılmasını bekliyorum. Fuardı, tasarımdı, trendlerdi falan uğraşırken, her seferinde Düsseldorf'un başka bir köşesini keşfetme dünyası bizimkisi.. yemeler içmeler cabası tabii... demek çok isterdim. türk insanının "aman boğazımdan farklı bir şey geçmesin kafası" ve ekip ruhunu sadece "beraber yemek içme" olarak algılaması kremalı domates çorbası ve Arjantin Steak kusturdu bize bir hafta boyunca...  6 senelik periyotta Kestanie'nin yemek kalitesindeki düşüş bunda büyük etken tabii.. Ama beterin beteri varmış, bunu bilemedik... fuar olduğu için, müşterileri yemeğe götürüyorsun kalabalık oluyorsun, "harika" sohbetler eşliğinde, iş bağlantılarına organik bağ üzerine bağ atıyorsun. işte biz bu bağları kurmak için, bir türk lokantası seçtik... Yani Adana'da  iskender yemek gibi bi'şi oldu... etler et olmadığı için, kebap ta k...

1.trimester kabusu ve yarım kalan yazı

" Bir yazıyı yazmak bu kadar zor olmamıştı, yazıyorum yazıyorum siliyorum. Hiç bir şeye hazırlıklı olamıyorsun bu hayatta, yani olduğunu sanıyorsun bence, ama hiçbir şey beklediğin gibi olmuyor. Plan dediğin "saçmalık" olarak isim değiştiriyor. Mesela ben, çok idealisttim 3 ay önce, hedeflediklerimi gerçekleştirecek tüm güç vardı bünyede. Herşey tıkır tıkır istediğim gibi gidiyordu. tam bunları planlarken, yine çok istediğimiz bir şey oldu; hamile olduğumu öğrendim :)   Öğrendim ama o zamandan sonra hiç bir şey 3 kasımdaki gibi olamıyor. Beni bilenler bilir, çok fazla dramatize etmeyi sevmem olayları ama. Bu paranoid durum, -yani içinde bebek olduğunu söylüyorlar, ama sen bişi hissetmiyorsun ama var olduğunu bilerek davranmak gerekiyor- kadın psikolojisini daha da berbat ediyor, en azından benim bünyemi altüst etti. Tüm hormonların bir karnaval eşliğinde peak yapması nedeniyle, yıllardır belalar okuduğum pms'ten daha beter günler geçiriyorum. herkeste böyle mi o...

Sıçıcam artık İzmir'inize (temsili)

Burgaz'ı Mudanya'yı, Kumla'yı mahvettiniz gidin ya gidin! ( bu bir ironik başlıktır) Ben Bursa'lıyım, ... Bursa'lı küçük bir çocuk olmak, okullar kapanır kapanmaz Burgaz'a, Kurşunlu'ya, Kumla'ya, Gemlik'e, Armutlu'ya ya da Mudanya'ya gitmek, bisiklete binmek,sahilde "çekirdek" çitlemek demekti. Mesela Kurşunlu'da Çamlık'in diğer tarafına bisikletle geçtiysen bir adım öne çıkardın... yani demem o ki, bu yazlık kafası her yerde aynı... sadece izmir'e özgü değil hani... Mesela biz şimdi marmara'da denize giremiyoruz biliyo musun? mahvettik çünkü, çeşit çeşit balıkları olan, her gün yunus sürüsü gördüğümüz marmara'yı mahvettik. bunun sorumlusu da biziz. Biziz çünkü kocaman apartmanlar yapılmasına izin verdik, tüm tesislerin kanalizasyon bağlantısı nın  kontrolsüz şekilde denize verilmesine ses çıkaramadık, kimse umursamadı. Ses çıkaran azınlıkta  kaldı . Şimdi sadece m a alesef rakı balığa süs olarak kullanıyoruz ...

BIKTIM!

Resim
Ben 3.dünya meselelerinden bıktım arkadaş! Bıktım! 21 yy. da insanların kafasındaki örtüyü yargılamaktan, mini etek ile namus arasında doğru orantı kuranlardan. İnşallah ve maşallahlardan, Hala ve hala din, mezhep konuşulmasından, tartışılmasından! Yahu bin yıl önce olan (yada olmayan) bir şeyi niye tartışırsınız? İnanan inansın, inanmayan inanmasın! bir zümreye ait olma çabanızdan! Cemaatinizden! Yüzsüzlüklerinizden bıktım! Tank, tüfeklerden, savaş naralarından, “hödöööö hödöööö şöyle keseriz böyle doğrarız biz kahraman bir milletiiiin çocuklarıyııız”, eğitilemeyen çocuklardan; anne babalardan, herkese kendi fikrinizi kabul ettirmeye çalışmanızdan, bu yüzyılda insan ayrımı yapmanızdan! En özel kararlarıma burnunuzu sokmanızdan, ben sadece layıkıyla  “insan” olmaya çalışırken, çeşit çeşit etiket ve yafta yapıştırmanızdan, güzelim ülkemi pislik ve çöplüğe dönüştürmenizden, para için ruhunuzu satmanızdan, Bıktım!! Güzel beyinlerimizi bu pisliklerle doldurmanızdan, nefret yük...

Tutte le strade portano a Roma!! - extented version

Resim
Sanırım Taylan'ın doğum günündeydi. Seco'nun,"Roma'ya gidiyoruz! gelsenize sizde!" demesiyle başladı herşey.. Şubat ayının başında 4 gün harika vakit geçirdik. ama önce biraz meraklandırmak lazım :) Seco'nun harika çekimlerinden oluşan, trailer'imiz aşağıda! :) http://vimeo.com/89533352 Roma'yla ilgili o kadar çok şey yazılıyor ki, ben bunları yazmayı düşünmüyorum. Evet piazza spagna'yı, fontana di Trevi'yi, Piazza Venezia'yı, Colosseo'yu, Campo Di Fiori'yi, Piazza Navona'yı  ve diğerlerini mutlaka gezeceksin. Bayılacaksın, hayran kalacaksın. Ama Roma'da aslında, ara sokaklara dalmak... az biraz kaybolmak. Güzel yemekler yemek. meydanlarda oturup, insanlarla tanışmak demek. Sayısız lokanta var gidilecek. Hiç beklemediğin yerlerde süprizlere hazır ol... Ama; Vatikan'a yakın Il Ragno D'oro'da menüden istediğini seç ye, hatta hepsini söyle!,herşeyden tat. sonra bi limoncello mis... pişman olmaya...

Berkin Küçük Prens

Resim
Berkin, Küçük Prens… bırak kimseye anlatma yıldızları, fil yutmuş boa yılanını, anlamazlar… onlar senin de dediğin gibi, sadece briçten, golften, politikadan, kravattan anlayabilirler. Yaşlı bir kral olup emretmeyi, aç gözlü bir zengin olup, altınlarını saymayı bilirler. Bırak onları… Çöldeki Tilkinin de dediği gibi, “insanları mı arıyorsun? Silahları var ve avlıyorlar. Çok can sıkıcı…” minik gezegenine geri dön küçüğüm; baobap ağaçların, kuzuların, tek taç yapraklı çiçeklerin ile huzur içinde yaşa… unut dünyayı, çocuk ruhuna geri dön, Büyükler hiç çıkmasın karşına… Olur da bir kaçımızı özlersen, gözlerinin önünde minik minik milyonlarca yıldız olarak parlıyor olacağız, tabi en çok parlayanlar da annen ile babanınkiler… Kötü dünyadan, umutla sana bakıyor olacağız, belki bir asteroid daha bulunurda kendimizi oraya atarız diye... Berkin, Küçük Prens… affet bizi…  

Doğal Şeyler Yapalım

Resim
Bu sabah güne böyle başladım, "Foodmatters" izledin mi bilmem, ama beslenmenin sağlığımız üzerindeki önemi ve ilaç endüstrisini anlatan, ilaç sektörünün Zeitgeist'i diyebiliriz. Mesela ben bıktım, paranoya denizinde boğuluyorum adeta, Organik mi? değil mi? acaba organik değil de bizi mi kandırıyorlar? bizim evde uzun zamandır yogurt, tereyağı ve kefir ev yapımı, doğal mucizeleri yaşadıkça, "acaba başka ne yapabilirim?" sorusu beyinlere düşüyor tabii. bugün oradan oraya zıplamalarla   Zehirsiz Ev  'e  rastladım. Günlük yaşamda kullandığımız her şeyi neredeyse kendimiz üretebiliyoruz. Diş macunundan, kepek önleyici şampuana kadar. Dalga geçenlere kulak asma, zararın neresinden dönersek kar.