Kayıtlar

2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Sıçıcam artık İzmir'inize (temsili)

Burgaz'ı Mudanya'yı, Kumla'yı mahvettiniz gidin ya gidin! ( bu bir ironik başlıktır) Ben Bursa'lıyım, ... Bursa'lı küçük bir çocuk olmak, okullar kapanır kapanmaz Burgaz'a, Kurşunlu'ya, Kumla'ya, Gemlik'e, Armutlu'ya ya da Mudanya'ya gitmek, bisiklete binmek,sahilde "çekirdek" çitlemek demekti. Mesela Kurşunlu'da Çamlık'in diğer tarafına bisikletle geçtiysen bir adım öne çıkardın... yani demem o ki, bu yazlık kafası her yerde aynı... sadece izmir'e özgü değil hani... Mesela biz şimdi marmara'da denize giremiyoruz biliyo musun? mahvettik çünkü, çeşit çeşit balıkları olan, her gün yunus sürüsü gördüğümüz marmara'yı mahvettik. bunun sorumlusu da biziz. Biziz çünkü kocaman apartmanlar yapılmasına izin verdik, tüm tesislerin kanalizasyon bağlantısı nın  kontrolsüz şekilde denize verilmesine ses çıkaramadık, kimse umursamadı. Ses çıkaran azınlıkta  kaldı . Şimdi sadece m a alesef rakı balığa süs olarak kullanıyoruz ...

BIKTIM!

Resim
Ben 3.dünya meselelerinden bıktım arkadaş! Bıktım! 21 yy. da insanların kafasındaki örtüyü yargılamaktan, mini etek ile namus arasında doğru orantı kuranlardan. İnşallah ve maşallahlardan, Hala ve hala din, mezhep konuşulmasından, tartışılmasından! Yahu bin yıl önce olan (yada olmayan) bir şeyi niye tartışırsınız? İnanan inansın, inanmayan inanmasın! bir zümreye ait olma çabanızdan! Cemaatinizden! Yüzsüzlüklerinizden bıktım! Tank, tüfeklerden, savaş naralarından, “hödöööö hödöööö şöyle keseriz böyle doğrarız biz kahraman bir milletiiiin çocuklarıyııız”, eğitilemeyen çocuklardan; anne babalardan, herkese kendi fikrinizi kabul ettirmeye çalışmanızdan, bu yüzyılda insan ayrımı yapmanızdan! En özel kararlarıma burnunuzu sokmanızdan, ben sadece layıkıyla  “insan” olmaya çalışırken, çeşit çeşit etiket ve yafta yapıştırmanızdan, güzelim ülkemi pislik ve çöplüğe dönüştürmenizden, para için ruhunuzu satmanızdan, Bıktım!! Güzel beyinlerimizi bu pisliklerle doldurmanızdan, nefret yük...

Tutte le strade portano a Roma!! - extented version

Resim
Sanırım Taylan'ın doğum günündeydi. Seco'nun,"Roma'ya gidiyoruz! gelsenize sizde!" demesiyle başladı herşey.. Şubat ayının başında 4 gün harika vakit geçirdik. ama önce biraz meraklandırmak lazım :) Seco'nun harika çekimlerinden oluşan, trailer'imiz aşağıda! :) http://vimeo.com/89533352 Roma'yla ilgili o kadar çok şey yazılıyor ki, ben bunları yazmayı düşünmüyorum. Evet piazza spagna'yı, fontana di Trevi'yi, Piazza Venezia'yı, Colosseo'yu, Campo Di Fiori'yi, Piazza Navona'yı  ve diğerlerini mutlaka gezeceksin. Bayılacaksın, hayran kalacaksın. Ama Roma'da aslında, ara sokaklara dalmak... az biraz kaybolmak. Güzel yemekler yemek. meydanlarda oturup, insanlarla tanışmak demek. Sayısız lokanta var gidilecek. Hiç beklemediğin yerlerde süprizlere hazır ol... Ama; Vatikan'a yakın Il Ragno D'oro'da menüden istediğini seç ye, hatta hepsini söyle!,herşeyden tat. sonra bi limoncello mis... pişman olmaya...

Berkin Küçük Prens

Resim
Berkin, Küçük Prens… bırak kimseye anlatma yıldızları, fil yutmuş boa yılanını, anlamazlar… onlar senin de dediğin gibi, sadece briçten, golften, politikadan, kravattan anlayabilirler. Yaşlı bir kral olup emretmeyi, aç gözlü bir zengin olup, altınlarını saymayı bilirler. Bırak onları… Çöldeki Tilkinin de dediği gibi, “insanları mı arıyorsun? Silahları var ve avlıyorlar. Çok can sıkıcı…” minik gezegenine geri dön küçüğüm; baobap ağaçların, kuzuların, tek taç yapraklı çiçeklerin ile huzur içinde yaşa… unut dünyayı, çocuk ruhuna geri dön, Büyükler hiç çıkmasın karşına… Olur da bir kaçımızı özlersen, gözlerinin önünde minik minik milyonlarca yıldız olarak parlıyor olacağız, tabi en çok parlayanlar da annen ile babanınkiler… Kötü dünyadan, umutla sana bakıyor olacağız, belki bir asteroid daha bulunurda kendimizi oraya atarız diye... Berkin, Küçük Prens… affet bizi…  

Doğal Şeyler Yapalım

Resim
Bu sabah güne böyle başladım, "Foodmatters" izledin mi bilmem, ama beslenmenin sağlığımız üzerindeki önemi ve ilaç endüstrisini anlatan, ilaç sektörünün Zeitgeist'i diyebiliriz. Mesela ben bıktım, paranoya denizinde boğuluyorum adeta, Organik mi? değil mi? acaba organik değil de bizi mi kandırıyorlar? bizim evde uzun zamandır yogurt, tereyağı ve kefir ev yapımı, doğal mucizeleri yaşadıkça, "acaba başka ne yapabilirim?" sorusu beyinlere düşüyor tabii. bugün oradan oraya zıplamalarla   Zehirsiz Ev  'e  rastladım. Günlük yaşamda kullandığımız her şeyi neredeyse kendimiz üretebiliyoruz. Diş macunundan, kepek önleyici şampuana kadar. Dalga geçenlere kulak asma, zararın neresinden dönersek kar.

Canım Athena! Atina Sana Emanet!

Resim
Karar vermemiz 10 dk. sürdü. Atina! hemen biletler alındı, airbnb'den ev kiralandı. 4 gün Atina havası alacak, uzo'ya balığa katık edecektik. OlypicAir 'in pervaneli, önce korkutucu ama sonra çok rahat uçağıyla, 1 saat sonra Atina'ya varıyoruz. Tren neredeydi hangi meydana gidicektik diye bakınırken, toplam 25 kişi alan uçağın diğer türk yolcuları ile aynı meydana gideceğimizi fark ettik. Syntagma; direnişler, gösteriler herşey burada oluyor, tam anlamıyla merkez.  Atina enteresan bir şehir, bildiğin çirkin... "Bu ne be!" diyorsun şehre yaklaştıkça. Bakımsız binalar, her taraf apartman... hiç bir albenisi yok. Ama... İşte o 'ama' yı aşağıda okuyacaksın. Bizim evimiz antik stadyumun hemen yanında. Evde hemen birer Mytos'la başladık. Sevgilim ben evde dinlenirken, her zaman ki gibi, etrafı keşfetmeye gitti... Döndüğünde gözleri yine faltaşı gibi açılmış, " sevgilim süper lokantalar buldum!" hadi kalk dedi. Hemen evin üst tarafınd...

haydi bakal?m!

Resim
30 tl ile Kaş hayvan barınağındaki bir bebeciğin manevi annesi babası olabilirsiniz! Posted via Blogaway

Uzaktan sevilen insanlar ve şehirler var - Lizbon & Porto

Resim
Dikkat!  Bu yazı Porto Lizbon gezi yazısı değil, iki sevgili'nin porto'ya alışmasının, kısa süreliğine de olsa lizbon'lu oluşlarının hikayesidir ve emprovize gezmenin güzelliğini anlatır. --------------- Daha önce hiç gitmeme rağmen, lizbon'a karşı inanılmaz bir ilgi duyuyordum. Hiç konuşmadığın ama çok aşık olduğun çocukluk aşkın gibi sanki, olurdu ya o zamanlar, bir kere görürdün, konuşmazdın, bakardın, kalbin çıkardı.. İşte Lizbon öyleydi benim için... Sonra bir gün -o zamanlar- uzaktan sevdiğim adam, "hadi lizbon'a gidelim!" dedi. şaştım kaldım... Çünkü, uzaktan sevdiğim adam, uzaktan sevdiğim şehre beraber gidelim diyordu. uzaklıklar bitecek "canım" olacaklardı demek, hem  O, hem de Lizbon. İstenmeyen çocuk gibiydi Porto... "o kadar gidiyoruz, bari Porto'yu da bi görelim!" cümleleri ile katıldı planlarımıza. Bu arada, uzaktan sevdiğim adam, en yakınımdı uzun süredir. Mutluluktan gözlerimiz dolup taşarken, "insa...